• Utku Yılmaz

Dönüş Yolu, Yine Yazı Bekleriz

Tam kapanma başlamadan hemen önce Kadıköy’den kaçtım. Kelimenin tam anlamıyla, "kaçtım".


Türkiye’de en çok kurallara uyan kent neresi diye bir anket yapılsa, Ankara’yı bilmem ama Kadıköy’ü ilk sıralarda görürüz.

Maskesiydi, alkol yasağıydı, sosyal mesafesiydi, sokağa çıkma saatiydi derken tüm kurallara uyduk. Kurallardan pek şikayet etmem, bizim gibi toplumların kurallara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum; ama 1,5 yıllık sosyal esaretin sonrasında bu kurallar fazla geldi. Dışardan sağlıklı görünsem de, içerden kendimi yemeye başladım. Biraz daha devam etsem, kendi kendimi yiyerek öldürecektim.


Ben de kaçtım. Salihli’ye.


Uzun süredir toplu taşımaya binmediğim için uçak bana fazla ve tuhaf geldi. Zaten uçaktan indiğimde ismimin anons edilmesiyle başka bir eğlence yaşadık. Neyse.

Sonrası, kapanma.

Burada bir paragrafı attım, ne olur ne olmaz. Tam kapanma sürecini anlatmıştım.

Doğum günüm tam kapanmanın son günlerinden birine denk geliyordu. Geçtiğimiz doğum günlerinde kutlamalarını mesaj atarak yapan arkadaşlarım bile görüntülü aradı. Sabahtan başlayarak gece geç saatlere kadar görüntülü konuştum ve gecenin sonunda partiledim. O kadar sıkılmışlardı ki, doğum günüm onlara eğlence oldu. O gün tam kapanmayı Salihli'de geçirmenin ne kadar isabetli bir karar olduğunu anladım.

Doğum günüm hep herkese eğlencedir, Mayıs’ın ortası. Sınavlar henüz biter ya da başlamak üzeredir, sokaklar cıvıl cıvıldır, yazın birbirimizi özleyeceğizdir, festivaller vardır. Benim doğum günüm hep herkesin şenliğidir.

Neyse.


Kapanma ve ardından devam eden kişisel karantinalar hepimizi daraltmıştı. 5 ay Ege'nin muhtelif köy, kasaba ve kentleri bana iyi geldi.

Gece gündüz arkadaşlarımın evlerinin teras, balkon, bahçelerinde buluşma. Üstelik orta okuldan, liseden birçok arkadaşımla.

Uzuuun süredir (bir kısmı 20 yıldır) görüşmediğim birçok arkadaşım ailesinin yanına kaçınca bize eğlence, özlem giderme ve sosyalleşme imkanı çıktı.


Sabah kahvelerine, öğlen çaylarına, akşamüzeri rakılarına, akşam biralarına, gece viskilerine o kadar alıştık ki, yaz boyunca birlikteydik. Biri gitti, biri geldi, ben gittim, denize girdim, sonra geri döndüm, sarı sıcaklarda birayla serinledik, rakı yerine bazen şarap içtik, yürüyüş bazen antik kent gezisi oldu, dedikodunun biri gitti, diğeri geldi, can erikte gitmiştim, kiraz oldu, şeftali oldu, yemiş oldu, üzüm oldu. Üzüm zamanı Eylül geldi ve yaz bitti.


Canım Kadıköy’ümü çok özledim; ama Salihli’den gidesim hiç yoktu. Kendimi zorlayarak biletimi aldım. Şimdi uçağın kalkmasını bekliyorum. Kahvemi tabii ki aldım. Çünkü Kadıköylüyüm.


*Yazıda o kadar çok otosansür uyguladım ki. Önceden daha rahattım. Bu duruma üzülüyorum.


Sevgiler,

Utku