• Utku Yılmaz

Tiyatro Seyirciliği Adabı

Oyun seçerken, artık birçok kriterim var. Bazı sahnelerden seyircisi nedeniyle uzaklaştım. Telefonuyla uğraşanların, yanındakine oyunu anlatanların, fotoğraf çekenlerin seyrettiği oyunları bırakalı çok oldu. Yaşlandığı için usta oyuncu kategorisine girmiş ya da IGer takipçi sayısı hızla artan birçok oyuncunun oyununu seyircisi yüzünden seyretmiyorum.


Seyirci oyunun bir parçasıdır; iyi seyirci oyunu yükseltir, kötü seyirci mahveder.


Nefes almaktan bile imtina eden seyirci ile oyun seyretmek ise bambaşkadır.


Salonlar dolsun dolsun taşsın, evet; ama önüne gelen de tiyatro seyircisi olmasın.


Benim gibi tiyatro sever seyirci arkadaşlarımla aramızda söylendiklerimizi paylaşmak istiyorum.


İzninizle bıkbıklamaya başlıyorum.


Tiyatro Seyirciliğinin Yazılı Olmayan Kuralları


1. Oyun başladıktan sonra, salona girme.

Tiyatro yönetimleri oyun başladıktan sonra içeri girmeye müsaade etmiyor neyse ki. Sen bunu bil, erken gel. Herkes geç gelince, oyun geç başlıyor.


2. Salona girdikten sonra yer değiştirme.

Salona girdikten, oyun başladıktan sonra boş koltuk gördükçe yer değiştirme. Tamam anladık, daha konforlu bir yer var. Usulca geçtin. Yeter, bir daha, bir daha. Dur artık.


3. Telefonunu kapat. Sesini kısma, telefonunu kapat.

Ne çalma sesini, ne titreşim sesini duymak isterim, o zaten cepte. Son zamanlarda telefonunun sesini kapatıp telefonuna bakanlar başladı. Işığını kısman, telefonunla uğraştığın gerçeğini değiştirmiyor. Karanlıkta kısılmış ışık, hareketsizlikte el hareketleri dikkat çekiyor.


4. Çekim yapma.

Fotoğraf çekme. Video çekme. Kameranı göz hizama getirdiğinde hem benim hem de oyuncuların dikkatini dağıtıyorsun, yapma. Hem sordun mu, çekebilir miyim, diye.


5. Uzun boylular, dikkat.

Hiç beden olumlayamayacağım. Birey bedeninin olumlu olumsuz yanlarını bilir. Uzun boyluysan, okulda en arka sıraya oturmuşsundur. Neden peki? Hiç düşündün mü? Bazı kişiler belli ki düşünmemiş.

Uzun boyluysan, biletini orta koltuklardan almak yerine kenardaki koltuklardan alabilirsin.

Ya da en azından dik oturmasan mı? Usulen eğilerek oturabilirsin. Bir de saçını yukarıdan topuz yapanlar var. Bakın bunlar yazılı olmayan toplum kuralıdır. Tiyatroya geldiği için kendini bilgili, görgülü sayıyorsun, muhtemelen. Otur bir düşün.


6. Koltuğunda sürekli hareket etme.

Bir sağa, bir sola. Bir karar ver, bir tarafta kal. Hele sevgili koltukları var ki. Kafa kafaya verip oyun seyretmek de, ne bileyim.


7. Yerli yersiz gülme.

Oyunu takip et, yerli yersiz gülme, yerli yersiz alkışlama, hiç ıslık çalma. "Tiyatro eğlence yeri değil, büyüklerin mektebidir. Islık çalmak ve ayakları yere vurarak alkışlamak, takdir etmek değildir." der Muhsin Ertuğrul. Oyunun komedi olması, kahkaha atmak, gülmek, gülümsemek hakkın; ama yerli yersiz gülerek dikkat dağıtmak değil.


8. Konuşma.

Oyun içinde hiç konuşma. Yanındakiyle konuşma, telefonda konuşma, kendi kendine konuşma.

Oyun arası ve öncesinde de yüksek sesle konuşma. Tiyatro sadece oyun esnasında olanlar değil; sahne, ışık, seyirciler de önemli. Bırak da sakince anda kalalım. Hatta kamuya açık hiçbir yerde yüksek sesle konuşma.


9. Yemek yeme.

Yemeğin ve ambalajın kokusu ve sesi dikkat dağıtıyor, yapma. Salona girmeden önce ye.


10. Çok hastaysan oyuna gelmesen mi acaba?

Süreklli hapşırdığında, öksürdüğünde, boğazını temizlediğinde sen de rahatsız olacaksın, biz de olacağız. Biraz bekle, iyileşince gidersin.


11. Oyun esnasında salondan çıkma.

Oyunu hiç sevmesen de, salondan çıkmak/ayrılmak için arayı bekle. Tuvaletine oyun öncesinde git. Acil telefon geldiyse, sorarım: o telefonun zaten neden ulaşılır? Acil telefon bekliyorsan, oyuna girme.


12. Oyun bitiminde kapıya koşma.

Perde arasında ve oyun sonunda salondan çıkarken, bırak öncelikle kapıya yakın olanlar çıksın. Herkesten önce çıkmak istiyorsan, biletini kapıya yakın koltuktan al.


Özel not: Her oyunu ayakta alkışlama.

***

Peki Çocuk Tiyatroları?

Yetişkin tiyatrolarını sevdiğim kadar çocuk oyunlarını da seviyorum. Yeğenlerimi götürüyorum ayağına, kendimi tiyatroya götürüyorum. Çocuk tiyatrolarında kurallar değişiyor, elbette. Çocuk tiyatroları etkileşimli oluyor. Oyuncular çocuklara soru soruyor, birlikte şarkı söylemeye hatta bazen dans etmeye çağırıyor. Ayrıca çocuklar çok fazla hareket ediyor. Normal tabii. Onların hareketli hayatında dakikalarca sabit durmak epey zor.


Gözlemlediğim kadarıyla çocuk tiyatrolarında görgü kurallarını yıkan bireyler, yine yetişkinler. Dünyanın kendi çocuğunun etrafında döndüğüne emin olan bu yetişkin türü, çocuğunun yanına oturuyor (ee, doğal), dik oturuyor, arka sıradaki çocuğa hiç bakmıyor. Bazen bir çocuğun yanına iki yetişkin (iki ebeveyn) oturuyor. Diğer hepsi yazılı olmayan toplum kuralı olabilir, ama çocuk tiyatrolarında bir çocuğa bir yetişkin bileti kuralı, yazılı bir kural olmalı.


Geçenlerde iki yeğenimi götürdüğüm bir oyunda önümüze bir çocuk ve iki yetişkin oturdu. Yetişkin gibi değil gibi de olan bu bireyleri uyarmama ve yeğenlerimi göstermeme rağmen, değişiklik yapmadılar. Dışarıda görseniz, havalı, görgülü kişiler dersiniz.

Oyunda esnasında da fotoğraftaki gibi oturdular.

***

Hiç hareket etmeyin, hiç su içmeyin, hiç hapşırmayın, bacak bacak üstüne atmayın demiyorum. Asgari ses, asgari hareket, azami özen diyorum.


*Tiyatrolar bu dille yazamazlar, ben onlar adına da yazmış olayım.

Bugün de seyirciye bıkbıkladım, çok şükür.


Kadıköy ve alternatif tiyatro seyircisi olduğum için çok mutluyum.

Utku