• Utku Yılmaz

Rakı, Bir Halkla İçiyorsan, Rakıdır

Hafta sonu planlarımın tam ortasında iki şey var: şehir dışından gelecek olan ve kendisine, sohbetine delicesine özlem duyduğum arkadaşım ve İstanbul barajlarını doldurmaya niyet etmiş yağmur. Sonbahar geldi, vatandaş şehre doldu; tiyatro, sinema, müzik derken festival üzerine festival yapılıyor; yoğun iş hayatı nedeniyle kimimizin boyun fıtığı, kimimizin migreni hortladı. Üstelik Validebağ, Kobani, Karaman, vb derken gündem yoğun. İşte bu noktada; iki kişilik “şarap mı rakı mı?” anketinden %100 ile rakı çıktı ve ben yine fellik fellik meyhane aramaya başladım. Arama motoruna “en iyi meyhaneler” yazınca çıkan sonuçlara başım döndü. Liste meyhanelerinin birçoğuna gittim, puan vermeye bile tenezzül etmiyorum. Üzerine bir sürü paramı aldılar. 

by Ahmet Coka

O listelerdeki meyhaneler yerine, kıyıda köşede kalmış meyhanelerden birine rezervasyon yaptırdım.


Rakı dedim, sohbet dedim, halk dedim, gülmek dedim; aklıma Edip Cansever geldi:

"Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar

Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

Mendilimde kan sesleri."

Her satırın ayrı bir duygu verdiği kaç şiir vardır ki: Gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir, derken neden sokakta olduğumuzu anlatmıyor mu; dizelerini ince çizgiyle ayırırken Behçet Necatigil’e selam göndermiyor mu; Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile, Gelse de, Öyle sürekli değil derken insanın içini gıdıklamıyor mu; Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar, Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar, Mendilimde kan sesleri derken insanın göğsüne bir yumruk atmıyor mu; hatırlatmıyor mu sokaklarda vurulan o güzel çocukları!


Nerde kendini bilmez çocuklar, bir gece ansızın çekip gittiler...

Sevgiler,

Utku